Yeni Yıla İçsel Hazırlık

14 yıldır Birthing From Within mentoru olarak öğrendiklerimin en güzel yanlarından biri, hepsinin doğum için olduğu kadar günlük yaşantımızda da kullanabileceğimiz bilgiler içeriyor olması. Atölyelerime katılan ebeveynler çoğunlukla doğumda, emzirirken ya da ebeveynlikte yapıp yapmamaları gereken şeylere dair onlara bir plan, program sunmamı beklerler. Elbette, verebileceğim böyle bir liste var olsaydı harika olurdu değil mi? Bu listeye uyar ve asla hata yapmazdık, doğru cevapları her zaman bilirdik ve neticede harika doğumlar yapar, kusursuz ebeveynler olurduk!

Doğumun gerçekleştiği gün de, bizim için ne kadar önemli olursa olsun, aslında hayatın günlerinden biridir. O günü hayatın gerçeklerinden ayrı tutacak mucize bir yöntem yoktur. Bizi zorlayabilse de, doğumda işlerin yolunda gidebilmesini sağlayacak bir formül ya da tek bir cevap yoktur; kusursuz doğum diye bir şey de yoktur. Aynı durum ebeveynlik için de geçerlidir ve tüm ebeveynler benzer bir keder halini tecrübe ederler. Keşke çocuklar -ya da yaşam!- için kusursuz bir kullanım kılavuzu var olsaydı! Ama yok; bu yüzden atölyelerime katılan ebeveynlere bizim (ve doğumumuza eşlik eden profesyonellerin) hiçbir zaman tam olarak her şeyi kontrol edemeyeceğimizi, her zaman doğru kararları veremeyeceğimizi ve mükemmel ebeveynler olamayacağımızı anlatmayı hedeflerim. Her şey bizim kontrolümüze değildir ancak elbette bize neye inanmamız ya da neyi seçmemiz gerektiği  söylenirken, kendimiz için önemli olan şeyleri bilir ve seçebiliriz. Bazıları seçimlerimize karşı çıksa da kendi ailemizin değerlerine ve dünya görüşüne uygun kararlar alıp bu doğrultuda elimizden geleni yapmak bizim kontrolümüzde olabilir.

Yeni yılı karşılarken gündeme getirdiğimiz yeni vaatler ve kararlar için de benzer bir yaklaşımı benimsiyorum. Yeni yılda hem içimizden hem de çevremizden yeni yıl için niyetler belirlememiz gerektiğine dair mesajlar yağar durur. Belki sigara ya da aşırı çalışmak gibi ‘kötü’ alışkanlıklarımızı bırakmak; belki de yeni bir diyet-egzersiz programı uygulamak ya da ailemizle yeni bir iletişim şekli belirlemek ve onlarla daha çok zaman geçirmek gibi ‘iyi’ alışkanlıkları hayatımıza davet etmek için niyetler belirleriz. Bazen değişim ya da yeni bir şey yapma fikri, bize gerçekten mantıklı gelen bir şeyi yapmak ya da artık işimize yaramayan bir şeyleri bırakmak için ciddi bir ilham ve enerji verir. Aynı zamanda yeni bir şeye başlama ya da bir şeyleri bırakma ile ilgili bir baskı hissetmek de bazen ilhamdan çok üzerimizde ağır bir yük oluşturur ve çok yüksek beklentilere kapılmamıza da neden olabilir.

O yüzden yeni yılda neleri hayatımıza davet edeceğimizi ve neleri hayatımızdan çıkaracağımızı düşünürken de doğuma hazırlık sınıflarında ebeveynlere sorduğum soru ile başlayabilirim: Nereden biliyorum? Neyi davet edeceğimi ve neyi bırakacağımı nereden biliyorum? Bu kararımın bana şimdi, şu anda, bu yıl içinde hizmet edeceğini nereden, nasıl biliyorum? Bu olmam gerektiğini düşündüğüm bir şey mi yoksa sahiden de içimden gelen bir şey mi? Gündelik yaşamda ‘yapmalıyım-etmeliyim’ ler içinde kolaylıkla kaybolabiliriz. Yeterince fit olmalıyız, belirli bir hobimiz olmalı, şu kötü alışkanlığımız olmamalı, bunu yapmamalıyız… veya  yapmamız ya da yapmamamız gerektiğini düşündüğümüz her ne varsa. İçsel Yargıç’ımıza ait olan bu sesler, bize neyi yapıp yapamayacağımızı söylerken aslında şu anda gerçekten neye ihtiyacımız olduğuna dair gerçekleri fısıldayan içgüdüsel sezilerimizi bastırabilir. Bu Yargıç’ın sesi, bizi hiç de beslemeyen bir şekilde, aslında ihtiyacımız olmamasına rağmen şu anda yapılması-edilmesi gerekenlerle ilgili bize baskı uygular.

Şimdi yeni yılın ilk haftalarını ardımızda bırakırken, nelere başlayacağımızı ve neleri bırakacağımızı düşünürken sizi kendinize aynı soruyu sormaya davet ediyorum: Nereden biliyorsunuz? Bunun doğru zamanda yapılacak doğru şey olacağını nereden biliyorsunuz? Bazen cevabım ‘değil ki’ oluyor, ‘doğru olan bu değil ki!’ Eğer siz de yeni yıl kararlarınızdan bazıları ile ilgili böyle bir cevap seziyorsanız, tebrikler! Bu vaadinizi ya da kararınızı kendinizi gerçekten adayabileceğiniz başka bir tanesiyle değiştirmeniz için bir fırsat yarattınız bile!

Bu sene için gerçekten içinizden gelen bir hedefi ya da hedefleri belirlediğinizde, bir şey daha yapmanızı öneriyorum: Bu hedefe ulaşmak için atacağınız ilk adımı belirleyin. Çoğunlukla yeni yıl hedefleri koyar ve gerçekleşmesi gereken o ilk adımı atlarız, doğrudan sonuca ulaşmak isteriz. Elbette nihai sonuç çok büyük, çok güzel ve kusursuzdur; aynı zamanda yeni hedefimize doğru ilerlemeye başladığımız ilk haftada elde edebileceğimiz bir şey değildir. Hedefimize ulaşmış olmanın nasıl olacağını hayal etmek – ve sadece hayal etmekle kalmak, hedefimizin tam da şu anda nasıl olması gerektiği hakkında çok erken ve yüksek beklentilere kapılmamıza neden olabilir. Bu beklentileri beklenen sürede karşılamamız mümkün olmadığında da, bu hedeflerden ve niyetlerden vazgeçmek çok kolay olur.

Neleri gerçekten  davet edeceğinize ve neleri bırakacağınıza net bir şekilde karar verdikten sonra kendinize sorun, ilk adımınız ne olacak? İlk adımın çok küçük ve gösterişsiz olabileceğini aklınızda bulundurun. Belki de ilk adımınız sadece araştırma yapmak olacak. Belki sadece ajandanıza not ederek bu hedefiniz için zaman ayırabileceğinizden emin olacaksınız. Yeni bir kursa yazılmak, yeni bir hobiyle uğraşmayı denemek, bir doktordan randevu almak ya da belki kötü bir alışkanlığınızın küçük bir kısmını bırakmak da ilk adımınız olabilir. İlk adımınız çok küçük bir adım olabilir. Ancak hayatımızda büyük değişiklikler yaratmak için gerekli olan en önemli şeylerden biri, o ilk adımdır. Küçük adımlar olmadan büyük adımlara ulaşamayız. Ne kadar istesek de  öylece uçup hayallerimizin tepesine konamayız. Bu yolculuk küçük bir adımla başlayan bir tırmanış gibidir. Şimdi merak ediyorum, yeni yıla başlarken sizin atacağınız o ilk küçük adım hangisi olacak?

 

Comments are closed.